|
PERİLERİN ARMAĞANLARI,NIN DEVAMI |
|
Seyfettin Kılıçkaya tarafından yazıldı.
|
O günde bazı saçmalıklar yapıldı bu yüzden, ama perilerin belirgin,ölümsüz huyları tedbirlilikten çok kapris olduğu için bu saçmalıkları garip saymak yersiz olurdu.
Böylece SERVETİ mıknatıs gibi çekme gücü,pek zengin bir ailenin biricik varisine bırakıldı,çocukta hayatın gözle görülür servetlerine hiç bir hırs bulunmadığı gibi,her türlü yardımseverlik duygusundan da
yoksun olduğundan,ileride milyonlarıyla pek sıkıcı durumlara düşebilirdi.
Güzellik aşkı ile şiir gücüde böylece kederli bir kopuğun,bir taş ocağı işcisinin oğluna verildi,adam başbelası çocuğunun yeteneklerini hiç bir şekilde desdekleyemez,gereksinimlerinide karşılayamazdı.
Bu törende dağıtılanın DEĞİŞTİRİLEMİYECEĞİNİ söylemeyi unuttum.
Bütün periler angaryanın bittiğini sanarak kalkıyorlardı,bu insan parçalarına atılacak hiç bir armağan,hiç bir ihsan kalmamıştı çünkü.Bu sırada adamın biri ,sanırım zavallı,ufak bir satıcı,ayağa kalktı,kendisine en yakın PERİNİN rengarenk buhardan elbisesine yapışıp haykırıverdi,
`NE O,BAYAN bizi unuttunuz galiba,benim cocuğum var daha,HİÇ İÇİN GELMEDİK ya.
Peri güç duruma düşmüş olabilirdi,HİÇ ten başka bir şey kalmamıştı çünkü.Ama periler,yer altı cüceleri,Hava perileri,Su perileri gibi insan dostu olan,çoğu zaman da kendilerini onun tutkularına uydurmak zorunda kalan,ele gelmeyecek kadar ince,Tanrısal varlıkların doğa üstü dünyasında,BİN de BİR de uygulansa çok iyi bilinen bir yasayı HATIRLRDI,böyle bir durumda,yani ARMAĞANLAR tükenince,armağanı hemen oracıkta yaratmaya yetecek kadar bir HAYAL gücünde olunca,bir armağan daha verme yeteneğini veren YASAYI.
İyi peride böylece,Periliğine yaraşır bir güvenle ``SENİN OĞLUNU.....SENİN OĞLUNADA....BEĞENİLME VERGİ sini veriyorum`diye cevap verir.
|
|
Seyfettin Kılıçkaya tarafından yazıldı.
|
Perilerin büyük bir toplantısı vardı,son yirmidört saat içinde dünyaya gelmiş bebekler arasında armağan dağıtımını yöneteceklerdi.
Kaderin bütün bu eski,kaprisli bacıları,sevincin ve acının bütün bu garip anaları son derece çeşitliydiler.Kimileri kederli,asık yüzlü bir hali vardı,kimileride şen-şatır,alaycıydılar,kimileri gençti,her zaman genç olmuşlardı,kimileri ihtiyardı,her zaman ihtiyar olmuşlardı.
|
|
DERNEK YÖNETİMİ YAZI KURULU tarafından yazıldı.
|
Masum bir oyalanma fikri vermek istiyorum.Suçtan uzak eylenceler öyle azdırki.
Sabahları yollarda başı boş dolaşmaya karar verip evden çıktığınız zaman,birer kuruşluk ufak oyuncaklarla doldurun cebinizi-bir tek iple oynayan dümdüz soytarı gibi,örsünü döven demirci gibi,atı düdük kuyruklu binici gibi,meyhanelerde,ağaç diplerinde karşılaştığınız,bilinmedik,yoksul çocuklara armağan edin bunları.Gözlerinin alabildiğine büyüdüğünü göreceksiniz.Almaya cesaret edemiyeceklerdir ilkin,mutluluklarından şüphe edeceklerdir.Sonra armağanı elleri çabucak kapıverecek,sonrada kaçacaklardır,verdiğiniz şeyi götürüpte uzakta yiyen,insandan sakınmasını öğrenmiş kediler gibi.
Bir yol üstünde güneş vurmuş bir güzel şatonun aklığı beliren geniş bir bahçenin parmaklığı ardında,pek süslü bir kır elbisesi giymiş,kanlı canlı,güzel bir çocuk duruyordu.
Lüks,kaygısızlık,alışılmış zenginlik görünümü,bu çocukları öylesine güzelleştirirki,orta hallilerin,yoksulların çocuklarının hamurundan değilde başka bir hamurdan yapılmışlar gibi gelir insana...
Yanında ,otlar üzerinde, kendisi kadar taze ,cilalı yaldızlı kırmızı elbiseli,tüylerle,boncuklarla kaplı,çok güzel bir oyuncak duruyordu.Ama güzel oyuncağıyla ilgilendiği yoktu çocuğun,baktığı şeyde şuydu:
Parmaklığın öbür yanında,yolda,dikenler,ısırğanlar arasında bir başka çocuk vardı,kirliydi,cılızdı,islenmiş gibiydi,usta bir gözün bir arabacı cilası altında eşsiz bir resim bulması gibi,tarafsız bir gözde bu perya yumurcağın güzelliğini sezebilirdi.Ama sefaletin tiksindirici pasından temizlenmesi gerekirdi.
İki dünyayı,büyük yol ile şatoyu birbirinden ayıran bu sembolik demir çubuklar ardından,yoksul çocuk zengin çocuğa kendi oyuncağını gösteriyor,o da bunu ender bulunur,bilinmedik bir nesne gibi,doymak bilmez gözlerle inceliyordu.Pasaklı çocuğun parmaklıklı bir kutuda kızdırdığı,oynattığı,sarstığı bu oyuncak,CANLI BİR FAREYDİ.Ana babası,tutumluluktan olacak,HAYATIN TA İÇİNDEN,çıkarmışlardı oyuncağı.
Ve iki çocuk, AK lıkları birbirlerine eşit dişlerle,kardeşce gülüyorlardı birbirlerine .
|
|
SeRCaN tarafından yazıldı.
|
Değerli köylülerimizden, Yıldız ve Cafer GÖLBAŞI'nın kızı, Berivan GÖLBAŞI'nın düğününe tüm köylülerimiz davetlidir.
Bu güzel günlerinde onları yalnız bırakmamanız dileği ile.
Irmaç Köyü Web Sitesi YÖnetimi olarak, Berivan GÖLBAŞI'na bir hayat boyu mutluluklar diliyoruz.
NOt: Bilgi almak için, Cafer GÖLBAŞI ' nın telefon numarası : 0 533 499 0771
Davetiye için lütfen devamını oku linkine tıklayınız.
|
|
DERNEK YÖNETİMİ YAZI KURULU tarafından yazıldı.
|
Çokluk denizinde yunmak herkese VERGİ değildir.Bir sanattır kalabalığın tadını çıkarmak,beşiğinde bir periden kılık değiştirme,maske zevkini,ev kinini,yolculuk tutktsunu almış kişi ,yanlız o kişi,canlılıkta kana kana sarhoş olur,hemde insan cinsinin SIRTINDA sağlar içkisini.
Çokluk,yanlızlık, işcil ve verimli şairin birbirleriyle kolayca değiştirebileceği eşit deyimler.Yanlız
lığını kalabalıklandırmasını bilmeyen,telaşlı bir kalabalık içinde yanlız olmasınıda bilmez.
|
|
DERNEK YÖNETİMİ YAZI KURULU tarafından yazıldı.
|
Kül rengi, engin bir gök altında, yolsuz,çimensiz,dikensiz,ısırgansız, geniş tozlu bir ovada,bir çok insana rastladım,iki büklüm yürüyorlardı.
Her biri bir un,bir kömür çuvalı kadar,bir piyadenin donanımı kadar ağır,kocaman bir düş taşıyordu sırtında.
Ama korkunç hayvan cansız bir ağırlık değildi, tam tersine,çevik,güçlü kaslarıyla sarıyor, eziyordu adamı: Başı, adamın anlının üstüne rastlıyordu,eski savaşçılarınn düşmanı daha bir dehşete düşüreceğini umdukları şu korkuç miğferler gibi idi.
|
|
|